Ana Sayfa / Yaşam / Babalar ve Oğullar

Babalar ve Oğullar

Oğlumla beraber televizyonda haftanın maçlarından birini izliyorduk. 2 dakikada bir “baba” diyerek başlayan sorular soruyordu.
-Baba, taç değil mi?
-Baba, sence orada faul var mı?
-Baba, iki rengi de mavi olan bir takım var mı?

Hepsine cevap veriyordum ama diğer yandan da maça konsantre olamadığımdan, soruların bitmesini bekliyordum. Soruların ardı arkası kesilmedi.
“Baba” diye başladı yine. Bir soru daha geliyordu.
“Oğlum yeter ama” dedim.
Dedim ama birden aklıma Sami Elvan’ın hastane kapısında söyledikleri geldi. Şöyle demişti Sami Elvan; “oğlumun uyanıp, bana bir kez daha baba demesini bekliyorum”

Zaman geçince, günlük hayatın hızına ayak uydurmaya başlayınca, gözlerimiz körleşiyor, hafızamız siliniyor galiba. O anda bana eziyet gibi gelen bir kelimeyi duymak için, aylarca hastane kapısında bekleyen babayı getirdim gözümün önüne.

-Oğlum
-Efendim
-Sana kızdığım için özür dilerim, ne soracaktın?
-Unuttum.
Aradan bir dakika geçti ve yeniden “baba” dedi.
-Efendim oğlum.
-Kızmazsan sana bir soru sorabilir miyim?
-Sorabilirsin tabii.
-Baba, peki mavi siyah bir takım var mı?
-Var oğlum. Adana Demirspor var. (biliyorum lacivert ama dedim işte)

O an, istersen bundan sonra onları tutabilirsin desem, çok mutlu olacaktı. Çünkü babasının tuttuğu takımdan başkasını tutmasını engelleyen bir içgüdüye sahipti. Öğretilmiş bir sadakat. Diyemedim. Diyemezdim.
-Mavi renk beni çok rahatlatıyor baba, keşke bizim takımın rengi de mavi olsaydı.

Ondan sonra hangi takımı tuttuğunun, o takımın renklerinin ne olduğunun, diğer başka şeyler yanında ne kadar önemsiz olduğunu, hayattaki en önemli şeyin en başta insan olabilmek olduğunu anlattım.

Günden güne büyüyen evlatlarımıza insan olmayı öğretmek, insanca yaşamanın gerekliliğini anlatmak, babanın tuttuğu takımı tutmamanın en kötü şey olmadığını göstermek zorundayız. Hiç yaşlanmayacak bir çocuğun babasının söylediklerini aklımızdan çıkarmadan, ilk defa “baba” dediklerinde hissettiğimiz heyecanla.

babaoğul2

Hakkında Bülent Gürsoy

1972 Ankara doğumlu. Evli ve Kerem'in babası. Anadolu Üniversitesi İİBF İşletme mezunu. Demir çelik ve Teknolojik danışmanlık sektöründe faaliyet gösteren 26 Metal'in sahibi. ''Yaşamaya Mecbursun'' kitabının yazarı. Müzik tutkunu. Eskişehirspor sevdalısı.

İlginizi Çekebilir

Elon Musk’ın Hayat Hikayesinden Notlar

Dünyanın önde gelen girişimcilerinden Elon Musk’ın hayatı ilginç hikayeler ile dolu. 28 Haziran 1971’de Güney …

Yorum

  1. Tırnak içinde; “babasının tuttuğu takımdan başkasını tutmasını engelleyen bir içgüdüye sahip olmayla” ilgili kafam karışık doğrusu.

    Kızıma babasının tuttuğu takımı tutmak zorunda olmadığını söylediğimde ona bir özgürlük alanı açmıştım. Aynı anda tutmaması gereken takımları da isimleri ile değil ama nedenleri ile sıralamıştım. O da bana televizyondan ve arkadaşlarından isimlerini duyduğu takımların adaletsizlik, haksızlık yapan, evimizdeki deyişle “hileli” takımlar olup olmadıklarını soruyor, hangi takımı tutacağına buna göre karar veriyordu.

    O gün, anne babasının yolundan giden, onların ayak izlerini takip eden ama daha ileriye koşan biri olması için doğru olanı yaptığımı düşünüyorum.

    Birey olmanın temelleri iki yaş civarında atılıyor. Burada desteklenirse kendi kararlarını kendi veren, önüne konulan her şeyi kabul etmeyen, cambazın gösterdiğine tamah etmeyen, sorgulayan bir insan olma yolunun çoğunu kat etmiş sayılıyor. Bu fırsat bir daha ergenlikte karşımıza çıkacak sanırım. Görüyoruz ki her ikisi de anne-babaya karşı gelmeyle gösteriyor kendini. Dolayısıyla anne babasına itiraz edebilen bir çocuğun ileride de doğru bildiğini yapma cesaretine sahip olmasını bekliyorum.

    Öyle sanıyorum ki; İnsanlık da atalarına karşı gelip, onlardan öğrendiklerini geliştirmeye çalışan nesillerle ilerlemiş olsun. (Gelinen noktadan memnun olduğum anlaşılmasın)

    Ben, kızıma istediği takımı tutabileceğini söylediğimde bütün bunları düşünmüştüm. Bugün biliyorum ki, benim tuttuğum takımı tutmasa bile Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ı da tutmayacak. (neyse ki futbola ilgisiz)

    Siz bu yazıda muhtemelen başka bir şeyden bahsediyorsunuz ama benim aklıma bunlar geldi işte.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir