Ana Sayfa / Yaşam / Çocuğum Dahi Sendromu

Çocuğum Dahi Sendromu

Özellikle Ekşisözlük olmak üzere, sosyal platformlarda bir süredir tartışılan, kiminin kızıp bozardığı, kiminin maytap geçmek suretiyle ele aldığı bir konu; “Çocuğum tam bir dahi” diyerek ortada dolaşan, kurstan kursa koşan, zeka testleri kovalayan, psikolog kapılarını aşındırıp bol bol para harcayan bunu yaparken de etraflarına epey rahatsızlık veren ebeveynler.

Maalesef var böyle bir şey ancak çoğunlukla sebebi, ego maymunu anne-babalar değil. Eleştiri oklarını bu insanlara yöneltmeden önce bir takım hususların bilinmesi gerekiyor. Hatta bu sendroma yakalanmış ebeveynler çoğunlukla tam ters olarak okumayı, araştırmayı seven, çocuğunun gelişimi ile ilgilenen endişeli anne babalar denebilir. Yine de bunlar burada tek başlarına değiller.

Eskiden gazetelerin sağlık sayfalarını okuyanların yeterince okuduktan sonra her türlü hastalığı kendilerinde bulabileceklerini söylerdim. Bugün Google’a erişim sağlayabilen herkes, bir kaç sayfa sonra, kanserden romatizmaya kadar her türlü hastalık belirtisini kendisinde bulunduğunu söyleyebilir. Ancak normal şartlarda insan beyni bu belirtileri reddetme eğilimi gösterir. Diğer taraftan kendimizle ilgili olumlu özellikleri de arayıp bulma ve öne çıkarma ile ilgili de kendimizi kandırma eğilimi içindeyizdir. Burada her ikisini de olumlu ya da olumsuz olarak tanımayacak değilim. Her iki durumun da günlük yaşantımızda faydaları ve zararları vardır. Ancak beynin doğal işleyişine hayranlık duyan biri olarak aşırıya kaçılmadığı (bir anomali bulunmadığı) sürece her ikisinin de oldukça faydalı olduğunu söyleyebilirim.

Bu durumu böyle kabul ettikten sonra; endişeli anne babalara gelelim. Internetin yaygınlaşması ile birlikte anne babalık davranışları da değişti. Doğumdan itibaren çocukların neredeyse her anı sosyal medyada paylaşılıyor. Herkes kendi çocuğu ile birlikte eşin dostun, arkadaşların, komşuların çocuklarının gelişimini de anbean takip ediyor. Bu durumda veliler ister istemez kendi çocuklarını diğer çocuklarla karşılaştırmaya başlıyorlar. Farklılıklar da hemen dikkat çekiyor. Böyle olmasa bile, anne babalar çocuklarının gelişimlerini yakından takip etmek, geri kalmışsa desteklemek, öne çıkan yönlerini bulmak için yine internette araştırma yapmaya başlıyorlar. Çocuk gelişimi ile ilgili internette fazlasıyla bilgi mevcut. Çocukların göstermesi gereken gelişimler neredeyse günlük, aylık olarak ayrılıp tablolar ile anlatılabiliyor. Çok değil birkaç tık sonrasında veliler kendilerini “Üstün Yetenekli Çocukların Özellikleri”, “Çocuğunuz dahi mi?” gibi sayfalarda buluyorlar.  Yukarıda anlatmış olduğum olumluluklar ile ilgili beyin davranışları neticesinde aşağı yukarı her çocukta bulunan özellikleri okuduktan sonra çocuklarının üstün yetenekli olduğundan emin olmaya başlıyorlar. Ancak, olayın çığ gibi büyüyüp bugün karşılaştığımız can sıkıcı duruma gelmesinin nedeni bütün bunlar değil.

Veliler, üstün yetenekli çocuklar ile ilgili bu işi ticarete döken girişimcilerin yazdıklarını okuduktan sonra endişelenmeye başlıyorlar. Çünkü bu sayfalarda sürekli olarak üstün yetenekli çocukları çok zor günlerin beklediği, sorunlu bir okul hayatı geçirecekleri, maddi manevi olarak sürekli desteklenmeleri gerektiği gibi bilgiler bulunuyor. Sonra gelsin, zekâ geliştiren oyuncaklar, etkinlikler, özel okul fırsatları, anne baba seminerleri, kişisel gelişim kitapları. Anne babaların endişeleri günümüz şehirli hayatında oldukça kârlı bir kazanç kapısı. Sağlıktan eğitime, oyun ve oyuncaktan eğlenceye kadar her alanda anne babaların endişeleri ve suçluluk duyguları çok kolay paraya çevrilebiliyor. Bebeklerin bile doğumlarından itibaren farkında oldukları ve kullanabildikleri bir olgudan bahsediyoruz burada. Piyasa tabi ki kayıtsız kalamaz böyle bir duruma.

Bir başka sorun da zekâ testleri. Çocuğum dahi mi acaba diye internette araştırma (!) yapan veliler, zekâ testi yapan onlarca adrese ulaşıyorlar. Belirli bir miktar karşılığında zeka testi yaptırıyorlar ve sonuçta meraklarını gidermek dışından hiçbir işe yaramayan, resmi ya da özel hiçbir kurumda geçerliliği olmayan bir sonuç alıyorlar. Türkiye’de hali hazırda uygulanmakta olan iki adet zekâ testi var.  Bunlardan Stanford Binet testi 1900’lü yılların başında geliştirilmiş, 1960’lı yıllarda Türkçeye uyarlanmış bir test. Diğeri Wisc-R Testi ise 1949 yılında geliştirilmiş. Görüldüğü üzere her iki test de oldukça eski ve bugünün çocuklarını değerlendirmekte gayet tabi yetersizler. Her ne kadar günümüz koşullarına uyarlandığı söylense de bugün televizyon, tablet, telefon, internet gibi çok sayıda uyaran ile çevrelenmiş çocukların bu testlerden üstün ya da parlak zekalı çıkmamaları çok zor.

Üstün yetenekli çocuklar ile ilgili devlet politikalarında eksiklikler ve yanlışlıklar var. Bu da velileri yalnız bırakıyor ancak bu apayrı ve çok ciddi bir mesele. Bu yazıyla ya da herhangi bir kısa yazı ile değerlendirmek için çok kapsamlı bir mesele. Dileyenler için çeşitli kurumların ve platformların bu konu ile ilgili kapsamlı değerlendirmeleri ve raporları da internette bulunabiliyor. Gerçekten üstün yetenekli çocuk sahibi anne babaların çok ciddi sorunları ve hatta çocuklarının geleceğini etkileyen çok büyük yanlışları vardır ancak bunlar başka bir yazının konusudur.

Sonuç olarak; evet böyle bir sendromun varlığından söz edilebilir. Önemli bir konudur, toplumsal ve ekonomik sonuçları vardır. “Çocuğum dahi” diyerek dolaşıp duran, çocuğunun kakasında boncuk arayan veliler gerçektir, kimilerini de rahatsız edebilir ancak sebepleri vardır ve sonuçları itibari ile bu durumun tek mağduru üstün yetenekli olsun ya da olmasın çocuklardır.

egeruz

Hakkında Fatih Çavdar

1979 yılında Eskişehir’de doğdu, İstanbul’da yaşıyor. Çok uzun zamandır bir kamu kuruluşunda çalışıyor. Bir takım gereksiz okulları bitirdiği ancak hiçbir fayda görmediği söyleniyor. Kendisini en iyi tanımlayan kelimeleri Twitter profilinden alıyoruz. “İki kızın babası, bir güzelin kocası. Size göre uslanmaz muhalif, bana göre iyi bir arabulucu. Kendime okur, kendime yazarım. Sorarsanız anlatırım, anlatırsanız dinlerim. İstanbul'dayım ES ES'liyim”

İlginizi Çekebilir

Starbucks’ın Halloween İçeceği Phantom Frappuccino

Anglosakson dünyasında ve Batılı ülkelerde Halloween olarak adlandırılan Cadılar Bayramı, her sene 31 Ekim’de çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. …

2 Yorumlar

  1. Fatih Bey harika bir yazı, ilgiyle sonuna kadar okudum. Ellerinize sağlık.

  2. aynen katılıyorum elinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir